Orta Afrika ve Mali tezkeresi kabul edildi
TSK'nın, AB'nin Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'deki harekat ve misyonları kapsamında yurt dışına gönderilmesine 1 yıl süreyle izin veren tezkere TBMM'de kabul edildi.
TBMM
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin; AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için 1 yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık TezkeresiTBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
"Türkiye barışı destekleme harekat ve misyonlarına katılmaktadır"
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Meclis Genel Kurulu'nda, TSK'nın; AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için 1 yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi üzerinde Hükümet adına konuştu.
BM'nin kurucu üyelerinden biri ve NATO başta olmak üzere bir çok Avrupa kuruluşlarının üyesi, AB'ye tam üyelik için müzakere sürecinde bulunan aday ülke olarak Türkiye'nin, güvenlik politikasının temellerini işbirliği ve ortaklık üzerine inşa ettiğini söyleyen Arınç, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin bir yandan uluslararası barış ve istikranın korunması için, ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması, kollektif savunma ve kriz yönetim operasyonlarına katkıda bulunulması, yani barışı koruma, insanı yardım ve polis görevleri gibi, kitle imha silahlarının ve bunları fırlatma vasıtalarının yayılmasının önlenmesi, silahsızlanmanın teşvik edilmesi gibi hususlara önem vermeye devam ederken, diğer yandan istikrara katkı amacıyla uluslararası işbirliğinin küresel ölçekte artırılmasıyla, ortaklığa, diyaloğa ve yumuşak güce dayalı güvenlik anlayışını ön plana çıkarmaktadır.
Türkiye, işbirliği ortaklık politikası kapsamında, halen BM şemsiyesi altında Lübnan'da, Afganistan'da, Mali'de, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde, Liberya'da, Güney Sudan'da, Fildişi Sahillerinde ve Darfur'da, NATO kapsamında Kosova'da, Afganistan'da ve Akdeniz'de, AB şemsiyesi altında ise Bosna-Hersek'te ve Kosova'da yürütülen barışı destekleme harekat ve misyonlarına katılmaktadır. Ayrıca Aden Körfezi ve Somali açıklarında yoğunlaşan deniz haydutluğu ve korsanlık faaliyetlerine karşı yürütülen deniz operasyonlarına da politikamız kapsamında katkı sağlamaya devam etmekteyiz. "
Türkiye'nin, Avrupa Atlantik Güvenliği'nin bölünmezlik prensibinden hareketle, Avrupa'nın güvenliğini ilgilendiren konularda, gerek NATO gerek AB'yi kapsayan bütüncül bir siyaset izlediğini, AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'na (OGSP), dış politika öncelikleri ve ulusal çıkarları doğrultusunda katkıda bulunduğunu dile getiren Arınç, şöyle devam etti:
"NATO-AB iÅŸbirliÄŸi baÄŸlamında karşılaÅŸtığımız tüm engellemelere raÄŸmen OGSP’ye katılımı; gerek Avrupalı bir NATO müttefiki, gerek AB’ye katılım sürecinde olan aday ülke sıfatıyla ulusal güvenlik siyasetimizin bir gereÄŸi olarak görmekteyiz. Gündeme geldiÄŸi günden itibaren OGSP Türkiye tarafından, AB’ye üyelik perspektifi de dikkate alınarak, imkanlar ölçüsünde desteklenmiÅŸ; NATO destekli ya da otonom AB harekat ve misyonlarına katılım saÄŸlanmış; AB Temel Hedefine ve Muharebe Gruplarına taahhütlerde bulunulmuÅŸtur. Türkiye, 2003’ten bu yana AB kapsamında, yedi misyon ve harekata (CONCORDIA/Makedonya, PROXIMA/Makedonya, EUFOR/Kongo, EUPOL/KinsaÅŸa, EUPM/Bosna Hersek-1, EUPM/Bosna Hersek-2, EUPOL COPPS/Filistin) katılmış ve halen iki göreve (ALTHEA/Bosna Hersek), (EULEX/Kosova) katkı saÄŸlamaktadır. (ALTHEA harekatına 239 personelle katkıda bulunmaktadır, EULEX harekatına ise 3 personelle katkıda bulunmaktayız.
Afrika ortaklık politikamız, kıtada barış ve istikrarın tesisini; siyasi, ekonomik ve sosyal kalkınmaya yardımcı olmayı; bu amaçla, siyasi, ekonomik, ticari, insani yardım, yeniden yapılanma, güvenlik, kamu diplomasisi ve arabuluculuk alanlarında karşılıksız yardımda bulunmayı içermektedir. Afrika’da bölgesel istikrar ve barış için tehdit oluÅŸturan bu gibi insani ve siyasi krizlerin çözümüne ülkemizce askeri katkıda bulunulması politikamızın da bir gereÄŸini oluÅŸturmakta ve bölge halkının refahı için sorunların bir an önce çözülmesi amaçlanmaktadır. Türkiye, Afrika politikamız kapsamında Mali'nin toprak bütünlüğünün ve ulusal birliÄŸinin saÄŸlanması, ulusal uzlaÅŸma çabalarının baÅŸarıyla sonuçlanması, demokratik düzene dönüşle siyasi istikrarın ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın saÄŸlanması yönünde bir politika takip etmektedir. Bu kapsamda Ülkemiz; BM Mali Çok boyutlu Entegre İstikrar Misyonu’na (MINUSMA) beÅŸ polisle, BM Demokratik Kongo Cumhuriyeti İstikrar Misyonu’na (MONUSCO) iki polisle, BM Liberya Misyonu’na (UNMIL) on bir polisle, BM Güney Sudan Misyonu’na (UNMISS) 23 polisle, BM FildiÅŸi Sahili Harekatı’na (UNOCI) 11 polisle, BM Darfur Ortak Misyonu’na (UNAMID) 32 polisle katkı saÄŸlamaktadır."
"263 misafir asker eÄŸitimine devam ediyor"
Bülent Arınç, Afrika ülkelerinden bugüne kadar Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi, Barış İçin Ortaklık EÄŸitim Merkezi, Çok Uluslu Deniz GüvenliÄŸi Mükemmeliyet Merkezi ve Misafir Askeri Personel kapsamında, toplam 2 bin 198 personelin Türkiye’de icra edilen kurs ve eÄŸitim faaliyetlerine katıldığını belirterek, misafir askeri personel kapsamında halen 263 personelin eÄŸitiminin devam ettiÄŸini kaydetti.
Tezkerenin konusunu oluÅŸturan harekatlardan ilkinin, Avrupa BirliÄŸi tarafından "EUFOR RCA" adı altında icra edilen askeri harekat olduÄŸunu ifade eden Arınç, "Söz konusu harekat, meÅŸruiyetini BirleÅŸmiÅŸ Milletler Güvenlik Konseyi’nin, BirleÅŸmiÅŸ Milletler ÅŸartının yedinci bölümü kapsamında 28 Ocak 2014 tarihinde aldığı 2134 sayılı Karar’dan almaktadır" dedi.
BaÅŸbakan Yardımcısı Arınç, EUFOR RCA'nın, BMGK Kararı’nın verdiÄŸi yetki temelinde, AB Konseyi’nin 1 Nisan 2014 tarihinde aldığı kararla, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde istikrarın yeniden tesisine ve siyasi geçiÅŸ sürecinin desteklenmesine matuf çabalara katkıda bulunmak maksadıyla baÅŸlatıldığını ifade ederek, AB Yüksek Temsilcisi tarafından söz konusu harekata katkıda bulunma hususunda Türkiye'ye davette bulunulduÄŸunu söyledi.
Halen 12 AB üyesi ülkeyle birlikte, AB dışından Gürcistan ve Sırbistan tarafından toplam 741 personelin katılımı ile icra edilen harekata, Türkiye tarafından da katkı sağlanmasının beklendiğini kaydeden Arınç, şöyle konuştu:
"OGSP’ye katılım politikamızın bir gereÄŸi olarak söz konusu harekata, Bangui’de konuÅŸlu Kuvvet Karargahı’na bir personel katkısı ile stratejik havayolu ulaÅŸtırması (milli imkanlarımız doÄŸrultusunda ÅŸimdilik 2 ayda bir) destek saÄŸlamayı öngörmekteyiz. AB ile olan politikamızın yanı sıra, Osmanlı’dan günümüze kadar bir Afro-Avrasya (Avrupa-Asya-Afrika) ülkesi olan ülkemizin, 21. yüzyılın gerçekleriyle uyum içerisinde yeni bir döneme giren Afrika politikasının da bir gereÄŸi olarak, bölgede yer alması stratejik bir önceliktir. Tezkerenin konusunu oluÅŸturan diÄŸer misyonlar, Avrupa BirliÄŸi tarafından Mali’ye iliÅŸkin BirleÅŸmiÅŸ Milletler Güvenlik Konseyi’nin 20 Aralık 2012 tarihinde aldığı 2085 sayılı Kararı kapsamında verdiÄŸi yetki temelinde, AB’nin, 17 Ocak 2013 tarihinde aldığı kararla kurulan Mali Askeri Misyonu ile ile AB’nin 15 Nisan 2014 tarihinde aldığı kararla kurulan 'EUCAP Sahel Mali' adlı sivil misyondur.
Bu misyonların temel hedefi, Mali Silahlı Kuvvetlerine ve Güvenlik Güçlerine (polis, jandarma ve ulusal muhafızlar) stratejik tavsiye vermek ve eÄŸitim desteÄŸi saÄŸlamak olarak belirlenmiÅŸtir. Avrupa BirliÄŸi tarafından ülkemize söz konusu misyonlara da katılım davetinde bulunulmuÅŸtur. Ülkemizin barışı destekleme harekatlarına olan yaklaşımıyla örtüşen ve Türkiye ile Avrupa BirliÄŸi’nin uluslararası ve bölgesel sorunların çözümüne yönelik ortak anlayışlarının göstergesi olan bu tür katkılar, Bir taraftan Avrupa BirliÄŸi üyelik sürecimize görünürlük kazandırmakta, diÄŸer taraftan Afrika Kıtası’nda izlemekte olduÄŸumuz faal dış politikamızın doÄŸal bir uzantısını oluÅŸturmaktadır."
"Bunlara katılmak mecburiyetimizin olduğunu ifade etmek istiyorum"
Başbakan Yardımcısı Arınç, bu tür harekatlara Türkiye'nin katılımının uluslararası veya ikili anlaşmalarla mümkün olduğunu belirterek, "Bir taraftan BM Güvenlik Konseyi'nin kararı, bir taraftan da AB'nin kendi organlarında aldığı kararlarla bizim bunların dışında kalmamız hiç bir zaman düşünülemez. Hükümet ve devlet olarak taahhüt altına girdiğimiz konularda, ulusal çıkarlarımızı düşünerek, şümulünü ve kapsamını, oluşturacağımız komiteyi, kendimiz tespit etmek suretiyle, bazen sembolik olsa dahi, bunlara katılmak mecburiyetimizin olduğunu ifade etmek istiyorum" dedi.
Arınç, Türkiye'nin gerek NATO gerek AB'yi kapsayan bütüncül siyasete katılma kararlarını, ulusal çıkarları doğrultusunda verdiğini belirtti.
Katkının nasıl olacağının sorulduğunu ifade eden Arınç, "Henüz yetkiyi almadık ama planlamamız şöyledir: Personel ve tehlikeli madde içermeyen taşımalar için, Türkiye veya Yunanistan'dan Gabon veya Kamerun'a, kendi harekat ve lojistik ihtiyaçlarımız çerçevesinde en fazla 2 ayda bir sefer ulaştırma uçağı katkısı yapılması düşünülmektedir. Bir personel katkısını da şöyle düşünüyoruz: Bangui ile Orta Afrika Cumhuriyeti'nde konuşlu bulunan kuvvet karargahına bir ulaştırma uzmanı katkısı öngörülmektedir" diye konuştu.
Afrika'daki temsilcilik sayısı 30'a çıktı"
Bülent Arınç, Türkiye'nin 2005'ten bu yana Afrika hedefi diye dış politikada ortaya koyduğu ve başarılı sonuçlar aldığı bir hedefinin bulunduğunu söyledi.
Türkiye'nin Afrika'da sadece 12 yerde temsilciliği varken, bu sayının bugün 30'u aştığını ifade eden Arınç, bunun ekonomik ve ticari katkılarının da olduğunu kaydetti. Arınç, Türkiye'nin BM Geçici Güvenlik Konseyi üyeliğine aday olduğunda en yüksek katkıyı Afrika kıtasından aldığını, bir ülkenin dışında kıtanın tüm devletlerinin Türkiye lehine oy kullandığını kaydetti.
Arınç, Türk Bayrağı'nın ve askerinin görüldüğü her yerde büyük bir sükunet olduğunu, büyük bir sevgi ve bağlılık gösterildiğini söyledi.
CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir yerdeki konuşmasında, "ABD kıtasını Müslümanlar keşfetti" sözlerinden bahsettiğini anımsatan Arınç, "Bunun karşılığında bir tartışma başladı. Fena bir tartışma değil. Yeri miydi değil miydi, bu eleştiriye açık bir konu. Ama burada eleştirirken, şu argümanın kullanılmasını yadırgarım: 'Peki Müslümanlar keşfetti de ondan sonra ne oldu?.' Müslümanlar bulundukları her yerde din ve vicdanlara baskı yapmaz, onları zorla Müslümanlaştırmaz" diye konuştu.
Bülent Arınç'a yanıt veren CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Sayın Korutürk şunu söylemiştir. Sayın Arınç'ın açıklamaları, Sayın Korutürk'ün söylediklerini farklı bir istikamete gitmesine yol açacak nitelikteki açıklamalardır. Sayın Korutürk asla öyle bir şey söylememiştir. Sayın Cumhurbaşkanı, 'ABD'yi Müslümanlar keşfetti' dedi. Bunu tarihçiler, bilimadamları ortaya koyacaktır. Korutürk, bu çerçevede bir değerlendirme yapmıştır. 'Eğer Müslümanlar oraya gidip keşfettiyse, orada herhalde bir İslam toplumu olurdu' anlamında değerlendirme yaptı. 'Yoksa Müslümanlar gider insanları zorla Müslüman yapar', öyle bir şey yok. Dinimizin temel kuralıdır, Kuranı Kerim ayetidir, dinde zorlama yoktur, Sayın Korutürk'de asla böyle bir şey söylememiştir" diye konuştu.
Konuşmaların ardından AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için 1 yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.

Hiç yorum yok
Nefret söylemi içeren, kişileri rencide edici yorumlar yayınlanmayacaktır. Yorumların hukuki sorumluluğu yorum sahibine aittir.