Milletvekili: Ermeni toplumunun tepkisi barış gündemiyle çelişiyor
Malahat İbrahimgizi
Azerbaycan'da akredite diplomatik temsilcilerin Karabağ ve Doğu Zangezur'a ziyaretine ilişkin Ermeni toplumunun farklı çevreleri tarafından dile getirilen suçlamalar ve protestolar üzücü ve kabul edilemezdir. Ermenistan'ın yabancı diplomatların uluslararası alanda tanınmış Azerbaycan topraklarına ziyaretinden memnuniyetsiz olması, öncelikle Azerbaycan'ın egemenlik haklarına saygısızlığın bir göstergesidir.
Karabağ, Azerbaycan'ın ayrılmaz bir parçasıdır ve ülkenin egemenliği uluslararası alanda tanınmaktadır. Bu bağlamda, diplomatik temsilciler üyelerinin Azerbaycan topraklarında serbest dolaşımına itiraz edilmesi, Ermenistan'ın Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün tanınmasına ilişkin açıklamalarıyla tutarsızdır. Yabancı diplomatlara nereye seyahat edecekleri konusunda baskı yapılması, Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale girişimi olarak değerlendirilmelidir.
Diplomatik temsilcilerin Karabağ ve Doğu Zangezur'a yaptıkları ziyaret, temsil ettikleri devletlerin Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne yönelik tutumunu da açıkça ortaya koymaktadır. Bu ziyarete karşı yürütülen kampanya, Ermeni toplumunda hâlâ var olan intikamcı ve hoşgörüsüz yaklaşımların bir göstergesidir.
Ermenistan'ın Azerbaycan'ın tarihi ve kültürel mirasına ilişkin sergilediği çifte standart özellikle endişe vericidir. Bir yandan, Azerbaycan topraklarında bulunan Gencesar ve Hudaveng gibi tarihi anıtlar yalnızca Ermeni mirası bağlamında sunulurken, diğer yandan Azerbaycan halkının yüzyıllar boyunca günümüz Ermenistan topraklarında yarattığı zengin tarihi ve kültürel mirasın varlığı inkâr edilmektedir.
Tarihi olayların yalnızca belirli bir bölümünün seçici bir şekilde sunulması, tarihin objektif kavramıyla bağdaşmamaktadır. Azerbaycan'ın çeşitli bölgelerinde oluşan çok katmanlı kültürel miras, bölgenin karmaşık tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır ve siyasi amaçlar için çarpıtılması kabul edilemez.
Aynı zamanda, Azerbaycan topraklarında Kafkas Arnavutluğu mirasının tarihsel varlığını sorgulamak veya tamamen reddetmek de bilimsel bir yaklaşımdan uzaktır. Bu mirasın kime ait olduğu konusundaki anlaşmazlıkları siyasi ve etnik çatışma aracı haline getirmek, bölgenin tarihsel gerçeklerini çarpıtmaya hizmet eder.
Azerbaycan topraklarında bulunan tarihi ve kültürel anıtlar devlet tarafından korunmaktadır ve bunların korunması Azerbaycan'ın sorumluluğu olarak kabul edilmektedir. Tarihi mirasın etnik ve siyasi çatışmanın konusu haline getirilmesi, bölgedeki karşılıklı güvenin oluşmasına ciddi zararlar vermektedir.
Ermenistan'da intikamcı yaklaşımların varlığı yeni bir konu değildir. Ancak, son günlerde gözlemlenen bilgi kampanyasını yalnızca bireysel muhalif güçlerin faaliyetleriyle açıklamak ikna edici görünmemektedir. Kampanyanın hükümete yakın bir dizi medya kaynağı ve platformda yaygın olarak yayılması, siyasi çevrelerin belirli bir kesimi tarafından desteklenmesi konusunda ciddi soruları gündeme getirmektedir.
Bu bağlamda, Ermenistan Parlamentosu Başkanı Ruben Rubinyan'ın konuya ilişkin tutumu da özel bir dikkat çekmektedir. Azerbaycan'ın iç meselelerine ilişkin bu tür açıklamalar, iki ülke arasındaki barış sürecinin ruhuna uygun değildir. Ermenistan'ın siyasi liderliğinin bir yandan barış gündemine bağlılığını ilan etmesi, diğer yandan Azerbaycan'a karşı intikamcı söylemi güçlendiren pozisyonlara izin vermesi çelişkili bir etki yaratmaktadır.
14 Eylül'de Ermenistan parlamentosunda Eylül 2022'de yaşanan sınır çatışmalarında hayatını kaybeden askerlerin anılması, bu bağlamda siyasi bağlamdan bağımsız olarak değerlendirilemez. Bu tür adımların taşıdığı mesaj ve toplum üzerindeki siyasi-psikolojik etkileri ciddi olarak ele alınmalıdır.
Son olaylar, Ermenistan'ın barış sürecine yönelik tutumu hakkında bazı endişeleri yeniden gündeme getirdi. Azerbaycan ve Ermenistan arasında varılan anlaşmalar ve barış beklentisi zemininde, intikamcı çağrıların, tarihsel ihtilafların ve diğer tarafa karşı düşmanca söylemlerin yeniden ortaya çıkması olumlu bir eğilim olarak değerlendirilemez.
Ermenistan'ın barış gündemine odaklanması, 2023'ten sonra ortaya çıkan yeni gerçeklerin bir sonucudur. Bu aşamada, asıl mesele geçmişteki çatışmayı retorik yollarla gündeme getirmek değil, elde edilen gerçeklere dayalı kalıcı barış ve karşılıklı ilişkiler kurmaktır.
Ermeni yetkililerine yakın kaynaklar tarafından yayımlanan materyaller ve siyasi açıklamalar bu konuda bazı çelişkili mesajlar oluşturmaktadır. Bu tür yaklaşımlar barış sürecini güçlendirmekten ziyade, toplumlar arasındaki karşılıklı güvensizliği derinleştirmeye hizmet etmektedir.
Ermenistan'ın tarih anlayışındaki en ciddi sorunlardan biri, Azerbaycan halkının tarihsel varlığının ve günümüz Ermenistan topraklarında yarattıkları kültürel mirasın sistematik olarak bastırılmasıdır.
Azerbaycanlıların yüzyıllarca yaşadığı yerleşim yerleri, mezarlıklar, camiler, tarihi binalar ve diğer kültürel anıtlar, bölgenin geçmişinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu mirasın bir kısmının yok edilmesi, değiştirilmesi veya inkar edilmesi sonucunda, bu bölgelerin eski kültürel manzarası ciddi şekilde değişmiştir.
Ermenistan, Azerbaycan halkının yüzyıllarca atalarının topraklarında yaşadığı ve zengin bir kültürel miras yarattığı gerçeğini her şekilde inkar etmeye çalışmaktadır. Ermenistan, Batı Azerbaycan'da binlerce yıldır halkımız tarafından yaratılan kültürel mirası -tarihi anıtları, mezarlıkları, camileri, tarihi yerleşim yerlerini- yok etmiştir. Bölgenin tarihini ve kültürel manzarasını çarpıtmayı ve yeniden yazmayı amaçlayan bu yıkıcı adımlar, hoşgörüsüzlük ve ırkçılıktan başka bir şey değildir.
Azerbaycan kültür anıtlarının Ermeni tarafınca kasıtlı olarak tahrip edilmesi ve Azerbaycan halkının kültürel izlerinin günümüz Ermenistan topraklarında silinmesi, 1954 Lahey Sözleşmesi ve UNESCO'nun ilgili kararları da dahil olmak üzere uluslararası hukukun ağır bir ihlalidir…
Tarihi ve kültürel mirasın tahrip edilmesi, yalnızca tek tek anıtların tahrip edilmesi değil, aynı zamanda bu topraklarda bütün bir halkın tarihi izlerinin silinmesi anlamına gelir. Bu nedenle, kültürel mirasın korunması sorunu, siyasi çatışmanın dışında, uluslararası hukuk ilkeleri ve evrensel kültürel değerler temelinde çözülmelidir.
Sonuç olarak, diplomatik temsilcilerin Karabağ ve Doğu Zangezur'a ziyaretine Ermeni toplumunda ve siyasi çevrelerinde gözlemlenen tepkiler, bölgede hâlâ var olan intikamcı zihniyetin ortadan kalkmadığını göstermektedir. Kalıcı barış için, tarihi gerçeklerin çarpıtılmasından, kültürel mirasın siyasallaştırılmasından ve diğer tarafın egemenlik haklarına müdahale eden söylemlerden vazgeçilmesi gerekmektedir.
Malahat İbrahimgizi
Milli Meclis Milletvekili. Batı Azerbaycan Topluluğu Kadın Kolu Başkanı

Hiç yorum yok
Nefret söylemi içeren, kişileri rencide edici yorumlar yayınlanmayacaktır. Yorumların hukuki sorumluluğu yorum sahibine aittir.