LİMONLU ÇAY
Savur saçlarını egenin
rüzgarında
Getirsin özgürlüğün
kokusunu buram buram
Yalnızlığımı
sonlandırsın, sevincime ortak olsun
Olursa senden olsun
güzellik, sevinç , keder…
Sensizliği koynuma
doladığımdandır yalnızlığım
Yoksa eş dost hep yanımda
Bir sen yoksun bir de
ege rüzgarında savrulan saçların.
Dün akşam çay demledim
senin yalnızlığında. Tavşan kanıydı bardaklar. Senin yerine de içtim. Karşımda
Marmara denizi, lodosta coşan deniz. Kıyılara vuruyordu, muhteşem bir görsel
şölendi. “görsel şölen” sözünü sabah haberlerinde program sunucusu söylüyordu
İstanbul’da dün geceki şimşekler gökyüzünde adeta görsel bir şölen
oluşturuyordu diye… Tanrı’nın şöleni olsa gerek. Ama biz kullar bu olayı kendi
gündelik söylemlerimize böyle aktarmışız. Göstergeler, görünümler, hissedişler
ve duyuşlar…
Oldum olası sevmişimdir denizi; egeyi, ak
denizi, kara denizi. Marmara denizi ise yaşayıp gördüğüm, her an yanında
olduğum, yanımda olan deniz. Denizin öyküleri var bende hepsi bir Derya. “ o
mahiler ki derya içredür, deryayı bilmezler” Hayali divan şairimiz ne de güzel
söylemiş. Kıymetini bilelim denizin, havanın, suyun; kardeşliğin, beraberliğin,
sağlığın, yaşamanın…
Nefes alabiliyorsak bu
dünyada
Sevdiğimizi
söyleyebiliyorsak canlarımıza
Denizinde yüzebiliyorsak
yeryüzünün
Senin güzelliğindendir
yaşamak…
Her nefeste sen, her
kalp atışında sen
Sen varsın her yerde ve
her an…
Lodosun dalgaları,
köpüklü denizler, martılar, balıklar, ve denize düşen yağmurlar… Denize her
zaman yağmur yağar. Ama izlemek herkese nasip olmaz. Elinizde bir barçak çay
ister limonlu ister tavşan kanı; denize düşen yağmur damlalarını izleyin.
Ben de bu sabah yalnızlığımla çayımı yudumluyorum. Karşımda
masmavi deniz. Lodos yok, yağmur yok.
Deniz yalnız…
Ben yalnız…
Çaylar tavşan kanı…


Hiç yorum yok
Nefret söylemi içeren, kişileri rencide edici yorumlar yayınlanmayacaktır. Yorumların hukuki sorumluluğu yorum sahibine aittir.