ANNE OLMAK
Kim bilir Çocukken, gençken evlenmeden öce sizde benim gibi, annenizden kaç kere duydunuz. Şimdide siz annenizin o zaman size söylediklerini şimdi siz kaç kere çocuklarını söylüyorsunuz.
Hayat bu olasa gerek,bilincimiz tarla gibi ne ekildi ise meyve olarak onu alıyoruz. Annemiz bize o sözleri söylerken bilincimize tohumları ekip , yıllar sonra biz meyvesini toplayarak bizde çocuklarımızın bilincine tohumlar ekeceğiz.
Şimdi gelelim. Annemizden sürekli duyduğumuz söylemine: Hepimiz annemizin sesini tekrar işitir gibi olduk sanırım.
-Biliyorsun ki, benim endişelerim senin beni anlamamam. Ben senin kötülüğünü ister miyim hiç seni çok sıktığımı, bunalttığı mı, sanıyorsun, senin için endişe mi , yersiz mi buluyorsun . Yanlışlar yapa yapa doğruları bulacağım mı diyorsun. Belki doğrulara ulaşana kadar iş işten geçecek. Sen de beni delireceksin . Ama ne olursa olsun, sen benim çocuğumsun seni hep seveceğim. İnşallah seninde çocukların olunca, işte o zaman sen beni anlarsın. O zaman da annem ne kadar haklıymış diyeceksin. Gel şimdi bana hak ver.sözümü dinle.
Nasıl bu sözler hiçbirimize yabancı gelmedi değil mi, hatta babalarımıza bile yabancı gelmemiştir. Şimdi biz anne olduk, sıra bizde bu sözleri söyleme sırası..
Anne ne demek?
Anne; Fedakarlık,hoşgörü, sabır gücüne sahip, hiç sabrı bitmeyen, hem seven hemde dır dırı bitmeyen kutsal bir varlıktır. Anne
Evlatlar ateşlenince sabahlara kadar başında gözünü kırpmadan başında beklemek, sende gözünü açınca anneni görünce güvendesin demektir.
Eve geç kaldığında yüreği korku sinyalleri saçarak meraktan ölüp ölüp diriltmektir. Sen nasılsa annem şimdi merak eder. Arar benden gecikeceğimi söylerim olup biter dediğindir. Anne
Gerçekten de ama; annem bir konuda çok haklı imiş. Annelik sadece yaşanıyor. Anlatılmıyor. Onu anlamak içinde anne olmak gerekiyor. Biraz gecikince hemen korku içinde beklemek de ne ki, o sıralarda bize tuhaf geliyor insana, şimdi ide o kokunun en büyüğünü sen yaşıyorsun
Senin şuan ki makamın, mevkin, paraların pulların onun için hiç önemi yok, siz yedi yaşında değil, ister kırk ister elli olun, onun gözünde hala kendi elleriyle sizi beslediği, gece kalkıp üstünüzü örttüğü, gözyaşlarını sildiği, kucağına aldığı sırada , sen onun öpmeme doyamadığın, yasasındadır. hala
O hala sizin için endişelenir. O hala sizin için dualar eder. O hala sizi özler, o hala sizi kucağına alıp koklamak ister.
Tıpkı şimdi senin çocuklarına yaptığın gibi;
Değişen ne senin büyümem evlenmem çoluk çocuğa karışıp sorumlulukların artması,
Bazen düşünüyorum. insanlık Çekirdek aileyi bu kadar çok sevmesiydi. Geniş aile olsaydık. Annem ve ben anne olarak beraber olsaydık. Ginede annemin benim hakkımdaki endişesi azalmazdı sanırım. Bu ilahi yaratıcımızın biz kadınlara verdiği merhamet sevgisinin ödülü olsa gerek. Biz kutsallaştıran da sanırım bu annelik duygusu hiç bitmeyen, hiç sönmeyen bir duygu.
Evladını yıllar önce kaybetmiş bir annenin o evladına olan sevgisi kor kor yüreğinde sönmemiş.
Annemizin sözlerinde haklı olduğunu anne ve baba olduktan sonra görebildik.onun değerinde onu kaybetmeden hayatta iken bilelim. Arayalım. Soralım. Mezarına her gün ziyarete gitmektense haftada bir günümüzü annemize ayırıp, evlatlarımızla birlikte hayatta iken gidelim ziyaretimize çocuklarımızda bize örnek alıp, yaşlandığımızda kapımızı çalan evlatlarımız olsun.
İlkokuldayken hepimizin okuduğu tahta çanak hikayesi... Hayatın özü maalesef bu, teknoloji değişse de, çağ atlasak da annelik duyguları ve heyecanı hep aynı, evlatlarımızda hep bizi model alıyor.
Yaşamımızda her şey bir enerji akımı ve pozitif enerjide bulaşıcıdır. Güzellikleri paylaşarak çoğaltabiliriz. Var olmanın, şükür etmenin tek yolu sevgiden geçiyor. Karşılıksız ve beklentisiz sevebilmek.
Amacımız ilahi yaratıcımızın rızasını kazanmaksa, annemizin yolundan geçiyor. Babalarımızın büyüklüğünü kabul etmekt


Hiç yorum yok
Nefret söylemi içeren, kişileri rencide edici yorumlar yayınlanmayacaktır. Yorumların hukuki sorumluluğu yorum sahibine aittir.