'Derya Akar Balci "GÖÇEBE"
GÖÇEBE
Bahar
kokusu geliyor uzak yakın diyarlardan. Hanımeli, zeytin ağaçlarının
çiçek kokusu… bahar kokusu geliyor memleketimin dört bir
köşesinden. Gökyüzü gök mavisi, deniz su yeşili, memleketim
rengarenk. Ağaçların yaprakları daha bir yeşil, daha bir kırmızı
laleler. Papatyalarda sevda falları almış yürümüş. Cır cır
böcekleri ötmeye hazır bekliyor. Karıncalar toprak yüzeyine
çıkmış ekmek derdinde. Kırlangıçlar… Göç mevsimi gelmiş
kuytu köşelerde yuvalarını yapmışlar bile.
Bu
yalnızlık, bu dert… Artık iyice ağırlaşmıştı. Ölümünü
bekliyordu. Adeta arzuluyordu. Yürek sızılarından kurtulmanın
başka bir yolu yoktu. Belki de yıllar öncesinden yapmalıydı
bunu.. Hiç olmazsa bu günleri görmezdi. Başka acılar çekmezdi.
Acılar, acılar…
Hayatımız
zaten acılar üzerine kurulmamış mı ki… Yaşamayı seçen
herkes elbette acıyı çekecektir. Onunla yaşamayı öğrenecektir.
Acı çekmeden güzel günlerin ne anlamı var. Ayrılık olmadan
kavuşmanın anlamı olmadığı gibi. Seni seviyordum bir zamanlar
diyebilmek için yeni bir aşka yelken açmış olmak gerekir. Ya da”
son”u istemiş olmak…
Temiz
havayı solumak için sabah yürüyüşüne çıkıyorum.
Ağaçlarından arasından giderek karıncaların yolunu takip
ediyorum. Ana karınca yol gösteriyor bana. Hangi yoldan gitmem
gerektiğini onu takip ederek anlıyorum. Aklımı yitirdiğimi
düşünebilirsiniz. Ama öyle değil? Karıncalar doğanın kanununu
benden daha iyi bilir. Hem şu an bunu düşünecek halde değilim.
Yolumu bulmam lazım. Bu yol benim yolum. Ana karınca beni bir
tepeliğe çıkarıyor. Burada hiç ağaç yok. Çimenler yemyeşil
uzanıyor. Etrafımız ağaçlarla dolu; zeytin ağaçları, incir
ağaçları, çınarlar… hey gidi koca çınar deyip uzanıyorum
koyu gölgesine. Ana karıncaya teşekkür ediyorum. O yoluna devam
ediyor beni bırakıp. Ben gölgenin tadını çıkarmak için
gözlerimi kapatıyorum. Gökyüzü bana küsüyor. Yağmur
bulutlarını üzerime göndermeye başlıyor. Sıkılıyorum. Ayağa
kalkıyorum yol almak için. Rehberim bu sefer bir kırlangıç.
Göçebe kuş. Keşke benim de kanatlarım olsaydı. Daha kolay takip
edebilirdim rehberimi. Fakat yürümüyor uçuyorum. Kırlangıç
öyle bir süzülüyor ki gökyüzünde bulutlar dağılıyor. Ona
yetişmek için çimenlerin arasından ben de süzülüyorum.
Yürümüyor uçuyorum. Bulutlar dağılıyor. Gökyüzü masmavi
pırıl pırıl. Durmak yok yola devam. Anladım. Göçebe kuş
yoldaşım. Ağaçların üzerindeyim. Özgürce uçmak gibisi var
mı.
Yerde
bir çocuk. Sapanını kırlangıca doğru germiş bekliyor. Olamaz
küçük çocuk. Bunu yapmamalısın. O göçebe, küçük bir
kırlangıç. Yaşam hakkını, uçma hakkını elinden alamazsın.
Hem o benim rehberim, yol göstericim. Kırlangıcım olmazsa ben
yolumu bulamam. Sonu böyle olmamalı. Göçebem… Hayır……
hayır! Çocuk elini bırakıyor ve küçücük bir taş kırlangıca
isabet ediyor. Ayağım taşa takılıyor ve ben de düşüyorum. Bir
yanda kırlangıç bir yanda ben. Uzanmış yatıyoruz… gökyüzü
küsüyor. Yağmur bulutlarını gönderiyor. Islanıyoruz. Toprağa
karışıyoruz. Yeni bedenlerde can bulmak için
.Derya Akar Balci / KHA
.Derya Akar Balci / KHA


Hiç yorum yok
Nefret söylemi içeren, kişileri rencide edici yorumlar yayınlanmayacaktır. Yorumların hukuki sorumluluğu yorum sahibine aittir.