FLAŞ

BEREKETLİ TOPRAKLAR


Barış vardı bir zamanlar ya da biz öyle biliyorduk, zamandan içre zaman vardı çünkü. Barış uzun süre yaşamazdı bu diyarlarda, bereketli toprakları sen ben ister durur, ha bire savaşlar olurdu zamandan öte zamanlarda; yaşanan zamanlarda, geçilecek zamanlarda.
 Uyumak istiyorum, dedi Maya fısıldayarak, kimsenin duymamasını dileyerek. Yerinden kalktı ve usulca yorganın altına kıvrılıverdi. Ben de uyumak istiyorum, dedi Atagün, gözlerini Maya’ya dikmiş bakarak. Ama benim evim uzak, şimdi oralarda kıyamet kopuyor, içim sızlıyor, kimsenin umurunda değil. 
Dün sabahtı yine bombalar patladı yüreğimin en ücra köşesinde, evim oradaydı. Paramparça oldu. Baba ocağım, ata yadigarı vatan toprağım. Evim. Yurdum, kimlerden geldi bilmem mi hiç. Dişimle tırnağımla yaptığım, yemeyip içmeyip dişimden tırnağımdan arttırarak, tuğla üstüne tuğla koyduğum, evim. Pembe panjurlu olmasın varsın. Savaşın ortasında kalan evim. Yurdum. Toprağım.
Artemis’in krallığı, Meryem Ana’nın kutsallığı hüküm sürerken cennet vatanda barış olmalıydı herkese yönelik.  Kahraman Mehmetçik savunurken güzel vatanımı, gözyaşlarımı tutamıyorum. Elveda demek istemiyorum sevgiliye hakkını helal etmeden. Savaşlar olmuş, medeniyet üstüne medeniyet kurulmuştu Küçük Menderes Ovası’nda, umudu yeşertmek, barışı hakim kılmaktı tek amaç. Düşündükçe bu güzelim yerlerin talan edilip yağmalanacağını, ağlıyorum. Bombalanıyorum, pimini bir canlı bomba çekiyor, ölüyorum. Sokak ortasında gazete kağıdı ile örtüyorlar etlerimin üstüne. Kimsesiz, bilinmiyor kim olduğumu kim nereden bilsin, hangi medeniyetten kalmışım, hangi barışın savunucusuyum. Üşüyorum. Gazete kağıtlarını elim, kolum, ciğerim, yüreğim üzerine çekiyor, kimse  görmesin; utanmasın bu ayıptan; keşke demesin diye. Kendini gizliyor, gizliyor…
Barış hangi dönemde, hangi zamanda,; orta dünyada yeni çağda olmadı uzay çağında yaşadı , benim yaşadığım dönemde mi? Sen biliyor musun? Acılar vardı sadece, diri diri bedenleri yakmak vardı, taşlamak vardı işlediği güya suçları, günahları, temizlemek vardı kafasına vücuduna taş atmak vardı kadınların. Kız çocuklarını gömmek vardı… tecavüz vardı mini etek giydiği için hak ettiği düşünülenlere, mübarek denilen ayda simit yediği için dövülen genç vardı sokak ortasında, Korkmaz vardı, korkmadan yaşayan genç yürekler vardı, başı ezilen gençler vardı ülkemin güneyinde, bereketli topraklarda.
Özledim bereketli toprakları… özledim incir bahçemi… salkım salkım üzümleri… portakal çiçeklerinin kokusunu… zeytinlikleri özledim… gün ağarmadan tarlaya gitmek için yola düşmeleri özledim..  bereketli topraklardaki sabah kokusunu özledim!


Maya, çok üşüyorum, yanına gelebilir miyim, dedi sıcacık sesiyle Atagün. Benim evim bombalandı. Yok oldu. Üşüyorum. Korkuyorum, kendim için değil senin için Maya. Senin ülken için.
                                                                                     DERYA BALCI /

KHA


Hiç yorum yok

Nefret söylemi içeren, kişileri rencide edici yorumlar yayınlanmayacaktır. Yorumların hukuki sorumluluğu yorum sahibine aittir.

CENTCOM’dan dikkat çeken paylaşım: 'İran'a gitmekte olan bir gemiyi durdurduk...'

  ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukası ve Pakistan'ın İslamabad kentinde İran ve ABD heyetleri arasında yapılan 'barış mü...