HASAN ALPARSLAN YAZDI
HEDEF.. DEMOKRATİK ARINMA..
KOZAKCIOÄžLU’nun şüpheli intihar ölümü, daha baÅŸkaca intiharlar ve derinlere gizlenmiÅŸ onlarca karanlık olaylar, uzun zamandır bilinen fakat milletvekillerinin dahi haberdar olmadığı kararlar, cevap bulamayan soru önergeleri ve Resmi Gazetede yayınlanmamış kanunlar su yüzüne çıktıkça Türkiye’de yeni ama oldukça önemli tartışmaları baÅŸlattı.
Statüko ve Vesayet diktasının on sene aralıklarla yaptığı darbeler, arka arkaya gelen muhtıralar, bildiriler ve andaçlarla, kendi seçtiklerinin ya meclisten atıldığını ya da etkisizleştirildiğini gören bir halkın,yıllarca tedirginliği, kuşkuları ve korkuları normal değil mi?
Böylesi korkular taşıyan bir halk demokrasiden bahsedebilir mi? Toplumsal iradesine rağmen birileri vesayet ile siyasi irade kullanıyorsa, siyasi temsil, yani parlamento ne anlam taşır?...
Bu tip sorular zihinlerde ve yer yer tartışmalarda çoğalıp gitmektedir.
İşte bu sorularla, birtakım bürokratik karar merkezleri oligarÅŸik sistemler, militarist etkiler, sorumsuz ama fazla yetkili statüko, kontrolsüz ve sorumsuz medya, vicdanı ile cüzdanı arasında sıkıştığını söylenen adalet, milletin deÄŸerlerinden uzak yüksek mahkemeler bu tartışmanın içindedir…
Karanlık olayların sır perdesi bir bir aralandıkça; ortaya çıkan bilgi ve belgeler kabul edilmesi zor acı gerçekleri açığa çıkarıyor.. 1990 lı yılların popüler OHAL Valisi ve İçişleri Bakanı Hayri KOZAKCIOLU şüpheli intiharı, onlarca kişinin yaşadığı ve yaşattığı ( vs )
olası karanlık olaylar, su yüzüne çıkmış ve de çıkacak olan muammalı gerçekler!..
Gerçekler ve nedenleri ile yüzleÅŸmek, elbette Ülkemizi, iyiye doÄŸru götürür. Hatta çok kere antidemokratik bir cephe oluÅŸturan bazı medya organları ve elemanlarının bile demokratik bir tavır takınmalarına sebep olur…
Halk gerçekleri öğrendikçe,1939’dan 1950 yılına,1960’dan 2002 yılına kadar geçen sürede, iktidar diye seyrettiklerinin iktidar olup olmadıklarını düşünmekte ve zihninde çözümün ne olabileceÄŸini araÅŸtırmaktadır.
Bu bir gerçeğe yaklaşmadır; inşallah demoralizasyona sebep olmaz da gerçek manada halk iradesine ve sivil inisiyatife dayanan iktidarın faaliyetlerine zemin hazırlamış olur.
Böylece halk iradesi her alanda her sektörde hâkim olur ve gücünü hissettirir… Bu sonuç halkın mutluluÄŸu olacaktır. Esasen hedefte bu deÄŸil midir?...
Bu geliÅŸme deÄŸer biçilmez büyük bir geliÅŸme olacaktır…
Bu gelişim tamamlandığında toplum olarak maddi ve manevi beklentilerini kazanmış müreffeh bir duruma geleceğiz.
Yeni Anayasa ile BaÅŸkanlık sistemin hâkim olduÄŸu, siyasi faaliyetlerin tümüyle halk iradesine dayalı ve onun taleplerini cevaplama gayretinde olduÄŸu günlere yürüyoruz. DoÄŸru yoldayız; mutluluÄŸumuz uzak deÄŸil…
Bu mutluluk halka tüm korkularının arındırılması yani demokratik arınma ürünü olacaktır.
Zaten aksini iddia etmek, bu milletin rüştünden şüphe edip vesayet sisteminin sürmesini istemek, Türk halkının MİLLET olma vasfına sahip olmadığı gibi galiz bir iddianın sahibi olmak olur… Bu yanlışı kabullenmek mümkün olmadığa göre…
HEDEF.. Demokratik arınma.. Saygılarımla.
KOZAKCIOÄžLU’nun şüpheli intihar ölümü, daha baÅŸkaca intiharlar ve derinlere gizlenmiÅŸ onlarca karanlık olaylar, uzun zamandır bilinen fakat milletvekillerinin dahi haberdar olmadığı kararlar, cevap bulamayan soru önergeleri ve Resmi Gazetede yayınlanmamış kanunlar su yüzüne çıktıkça Türkiye’de yeni ama oldukça önemli tartışmaları baÅŸlattı.
Statüko ve Vesayet diktasının on sene aralıklarla yaptığı darbeler, arka arkaya gelen muhtıralar, bildiriler ve andaçlarla, kendi seçtiklerinin ya meclisten atıldığını ya da etkisizleştirildiğini gören bir halkın,yıllarca tedirginliği, kuşkuları ve korkuları normal değil mi?
Böylesi korkular taşıyan bir halk demokrasiden bahsedebilir mi? Toplumsal iradesine rağmen birileri vesayet ile siyasi irade kullanıyorsa, siyasi temsil, yani parlamento ne anlam taşır?...
Bu tip sorular zihinlerde ve yer yer tartışmalarda çoğalıp gitmektedir.
İşte bu sorularla, birtakım bürokratik karar merkezleri oligarÅŸik sistemler, militarist etkiler, sorumsuz ama fazla yetkili statüko, kontrolsüz ve sorumsuz medya, vicdanı ile cüzdanı arasında sıkıştığını söylenen adalet, milletin deÄŸerlerinden uzak yüksek mahkemeler bu tartışmanın içindedir…
Karanlık olayların sır perdesi bir bir aralandıkça; ortaya çıkan bilgi ve belgeler kabul edilmesi zor acı gerçekleri açığa çıkarıyor.. 1990 lı yılların popüler OHAL Valisi ve İçişleri Bakanı Hayri KOZAKCIOLU şüpheli intiharı, onlarca kişinin yaşadığı ve yaşattığı ( vs )
olası karanlık olaylar, su yüzüne çıkmış ve de çıkacak olan muammalı gerçekler!..
Gerçekler ve nedenleri ile yüzleÅŸmek, elbette Ülkemizi, iyiye doÄŸru götürür. Hatta çok kere antidemokratik bir cephe oluÅŸturan bazı medya organları ve elemanlarının bile demokratik bir tavır takınmalarına sebep olur…
Halk gerçekleri öğrendikçe,1939’dan 1950 yılına,1960’dan 2002 yılına kadar geçen sürede, iktidar diye seyrettiklerinin iktidar olup olmadıklarını düşünmekte ve zihninde çözümün ne olabileceÄŸini araÅŸtırmaktadır.
Bu bir gerçeğe yaklaşmadır; inşallah demoralizasyona sebep olmaz da gerçek manada halk iradesine ve sivil inisiyatife dayanan iktidarın faaliyetlerine zemin hazırlamış olur.
Böylece halk iradesi her alanda her sektörde hâkim olur ve gücünü hissettirir… Bu sonuç halkın mutluluÄŸu olacaktır. Esasen hedefte bu deÄŸil midir?...
Bu geliÅŸme deÄŸer biçilmez büyük bir geliÅŸme olacaktır…
Bu gelişim tamamlandığında toplum olarak maddi ve manevi beklentilerini kazanmış müreffeh bir duruma geleceğiz.
Yeni Anayasa ile BaÅŸkanlık sistemin hâkim olduÄŸu, siyasi faaliyetlerin tümüyle halk iradesine dayalı ve onun taleplerini cevaplama gayretinde olduÄŸu günlere yürüyoruz. DoÄŸru yoldayız; mutluluÄŸumuz uzak deÄŸil…
Bu mutluluk halka tüm korkularının arındırılması yani demokratik arınma ürünü olacaktır.
Zaten aksini iddia etmek, bu milletin rüştünden şüphe edip vesayet sisteminin sürmesini istemek, Türk halkının MİLLET olma vasfına sahip olmadığı gibi galiz bir iddianın sahibi olmak olur… Bu yanlışı kabullenmek mümkün olmadığa göre…
HEDEF.. Demokratik arınma.. Saygılarımla.


Hiç yorum yok
Nefret söylemi içeren, kişileri rencide edici yorumlar yayınlanmayacaktır. Yorumların hukuki sorumluluğu yorum sahibine aittir.